Nedir

RİZE « Türkiye Coğrafyası

Rize ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 22.261 dir. Karadeniz kıyılarında, basamak basamak yükselen sırtlar üzerinde kurulmuş, yemyeşil yamaçların önünde şirin manzaralı bir şehirdir, iklimi yazları çok sıcak, kışları ılıktır. Rutubeti ve yağışı pek yüksektir. Halk, en çok çiftçilikle ve bu arada çay, limon, portakal, mandalin, ceviz yetiştiriciliği ile geçinmektedir. Deniz ticareti de önemli gelir kaynağıdır.

RİZE İLİ

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan illerimizden biri Yüzölçümü 4.214 kilometrekare nüfusu 248.930 dur. Doğusunda Artvin, batısında Trabzon, güneyinde Erzurum illeri bulunmakta, kuzeyini Karadeniz çevrelemektedir Yüzeyi, Karadeniz kıyısı boyunca uzanan dağ sıralarından ibarettir. Bu dağlar, kıyı boyunca ve içte iki paralel dağ sırası halinde uzanırlar. Kıyıya yakın dağ sıralarının kuzey yamaçları, bol yağış aldıklarından çok sık ormanlarla kaplıdır. Îl sınırları içinde geniş düzlük alanlar yoktur. Bu sebeple geniş ölçüde tarım yapılmaz. Bahçe kültürleri sebzecilik ve bağcılık, önemli geçim kaynaklarıdır. Özellikle burada çay yetiştirilir.

PELİKAN « Hayvanlar

Perdeayaklılardan bir kuş. Uzun gagalan ve alt çenelerindeki sarımsı büyük bir kese ile dikkati çeken kuşlardandır. Yürüyüşleri güçlükle olmasına karşılık, iyi yüzerler. Avladıkları balıkların fazlasını, çenelerindeki keselerinde saklarlar.

DANİMARKA « Dünya Coğrafyası

Kuzeybatı Avrupa'da bulunan küçük devletlerden biri. Yüzölçümü 42.936 kilometrekare, nüfusu 4.581.000 dir. Krallıkla yönetilir ve başşehri Copenhague şehridir. Almanya'mn kuzeyinde, Jutland adlı bir yarımada ile Seeland, Foinie, Laaland, Falsler ve Bornholm adlı beş adadan meydana gelmiştir. Coğrafya: Danimarka, iki farklı bölgeye ayrılır: 1 - Batı Jutland kıyıları; Ülkenin en verimsiz ve tenha kısımlarıdır. Alçak kıyılar kumlar ve kumluklarla örtülüdür. Rüzgâra karşı açık olduğumdan ve koruyucu koylardan yoksun bulunduğundan gemiciliğe elverişli değildir. Kıyıdan içerlerde ise, yer yer çalılar ve torbalarla örtülü topraklar yayılır. 2 - Doğu Jutland ve adalar; Ülkenin asıl zengin ve canlı bölümleridir. Yer yer yüz metreye kadar yükselen tepeler hariç, her taraf düz ovalardan ibarettir. Bölgenin her yanı çayırlar ve ormanlarla örtülüdür. Danimarka'nın başlıca şehirleri buralarda bulunmaktadır.

Adalarda ve yarımadada bazı toprak ürünleri yetişirse de, asıl zenginlik hayvancılıktan İbarettir. Bu bakımdan, dünyanın en iyi teşkilâtlanmış memleketidir. Hayvancılık, daha çok süt ve sütten meydana gelen ürünler için yapılır. Kümes hayvanları ve domuz da dahil olmak üzere hayvan ürünleri ihracatının 3/4 ünü meydana getirir.

Danimarka, Baltık denizini Kuzey denizine bağlayan çok işlek boğazların da sahibidir.

Rutubetli ve çok sisli bir iklimi olmakla beraber Avrupa'nın en güzel yerlerinden sayılan yerleri vardır.

Tarih: Danimarka'nın Avrupa tarihinde oldukça canlı ve hareketli bir tarihi vardır. Danimarkalılar, ilkin Normandlaratı ayaklanmasıyla Avrupa'da tanındılar ve X. yüzyılda bir krallık meydana getirerek Norveç'i ve İngiltere'nin bir bölümünü egemenliklerine aldılar. Bu tarihten sonra Avrupa siyasetinde zaman zaman faal bir rol oynamışsa da küçük bir devlet olarak kalmakta devam etmiş, İkinci Dünya Savaşının ilk yıllarında (1940) Almanlar tarafından işgal edilmiştir. Beş yıl kadar Almanların esareti altında kaldıktan sonra 1945 tarihinde yeniden egemenliğine kavuşmuştur. Meşrutî krallıkla yönetilmektedir.

BEDEN EĞİTİMİ « Sağlık

İnsan bedeninin, maddî kuvvet ve kabiliyetlerinin, fikir ve ruh eğitimine paralel, hijyen kaidelerine uygun olarak aletli ya da aletsiz oyun ve spor gibi hareket şekilleriyle geliştirilmesi.

Beden eğitimini, insan vücudunu ilgilendiren müspet bilimlerin prensiplerine göre düzenlemek fikri, yakın çağlara ait bir fikir olmakla beraber; insanın hayat belirtilerinden biri olan hareketle vücudu geliştirme fikri, insanlığın doğuşu ile başlamıştır. İlk insanlar, geçinmelerini sağlamak, nesillerinin savunmasını yapabilmek için sistemsiz, fakat belli bir amacı olan faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu faaliyetler, medenileşmenin ve toplu halde yaşamanın az olduğu nispette artan bir özellik gösterir. İlk insanlar savunucu ve saldırıcı âletlerinin azlığını, koşmak, tutmak, boğuşmak, kaçmak gibi beden hareketleri ile gidermeğe çalışmışlardır.

Fakat zamanla ve toplu halde yaşamanın çoğalması, medenileşmenin artması sonucu, hayatın tehlikesiz hale gelişini sağlamış eski bedenî faaliyetlerin büyük bir kısmı ortadan kalkmıştır.

Klâsik ilk çağ kültüründe, özellikle eski Yunanistan'da ahenkli bir beden ve ruh tekâmülü insan için en üstün mükemmeliyet olarak kabul edilmiştir. Böylece ilk insanların hayatî zorunluluklarından çıkan hareketlere benzer koşma, atlama, disk ve mızrak atma, güreş gibi beden hareketleri gelişmiştir. Fizyolojik bakımdan üstün bir değer taşıyan bu hareketlerde çeşitli organların sağlamlaşması, bedenin gelişmesine ve klâsik kültürün mükemmel insan ideâlinin tamamlanmasına yardım etmiştir. Eski Yunanistan'da beden eğitimi, hayat rejiminin ayrılmaz bir bölümü olarak kabul edilmiştir.

Romalılarda ise beden eğitimi, askeri kabiliyetleri geliştiren bir vasıta olarak kabul edilmiş ve beden eğitimlerinde askerî amaca hizmet eden ne varsa esas olarak alınmıştır.

Hıristiyanlığın başlaması ile beden eğitimi anlayışında temelden bir değişme görülür. Ortaçağ kilisesi ruhla bedeni birbirinden ayırmış, ruha daha fazla şahsiyet vermiş ve beden kültürünü tamamen ret ve inkâr etmiştir. Rönesansın başlaması ile de beden eğitiminde yeni bir hareket görülür. Rönesansla birlikte fert ve tabiat yeniden ele alınmış, bunun sonucu olarak beden eğitimi yeni bir sekle sokulmuştur. Fakat devam eden kilise baskısı sonucu beden eğitimi askerlere, şövalyelere ait bir özellik olmaktan öte gidememiştir.

Barutun icadı, askerlice hazırlanış üzerinde birtakım değişikliklerin meydana gelmesine sebep olmuş, eskrim, güreş ve binicilik gibi hareketler, askerliğin dışında bir spor olarak gelişmeğe başlamıştır. Fakat bunlar da, toplu olarak halk kitlelerine mal edilen bir eğitim sistemi olmaktan çok, eğlence konusu olacak şekilde yapıla gelmiştir.

Beden eğitimini, insan vücudunu ilgilendiren prensiplere göre düzenlemek fikri ve beden eşitimi müesseselerinin meydana gelmeğe başlaması, XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibarendir.

Bu fikir, bir bütün halinde, ilk defa Guts Muths (1759 - 1839) tarafından ele alınmıştır. G. Munths, gençliği klâsik İlkçağ örneğine göre yetiştirmek istemiş, beden eğitiminde temel prensipleri kurarak bedenin gelişmesi yanında hür bir şekilde şahsiyet gelişimini de ele alarak modern beden eğitimi hareketinin gerçek kurucusu olmuştur. Beden eğitiminin bütün halka yayılması fikrini de ortaya atan H. Pestalozzi (1746 - 1827) dir.

XIX., yüzyılın ilk yansından itibaren beden eğitimi, milliyetçilik akımlarının kuvvetlenmesi ve savaş hallerinin bütün milletleri ilgilendirir duruma girmesi ile, bir halk meselesi haline getirilmiştir. Askerliğe hazırlama için meydana getirilen (ilk olarak Almanya'da Alman milliyetçisi P.L. Jahn tarafından ortaya atılmıştır) bu beden eğitimi şeklinin yanında; hareketlere koruyucu ve düzeltici bir karakter vererek organları üstün bir kabiliyete ulaştırmayı, bedeni geliştirmeyi ve mükemmel insanlar yetiştirmeyi ön plânda tutan İsveç jimnastik sistemi ortaya çıkmıştır.

İsveç jimnastiğinin eğitici değeri bütün dünyada kabul edilmeğe başlanmış ve XIX. yüzyılın sonlarında, beden eğitiminde bir sentez unsuru sayılan spor hareketleri de geniş yayılma alanları bulmuştur. Böylece, karakterin meydana gelmesinde büyük etkisi olan spor hareketleri, bütün memleketlerde gençlik terbiyesinin lüzumlu bir faktörü olarak değerlendirilmiştir.

Türklerde beden eğitimi: Türkler, ilk vatanları olan Ortaasya'da coğrafi, siyasî ve sosyal şartlar sonucu savaşçı bir millet olmuşlar ve bunun sonucu olarak da savaşa ve mücadeleye hazırlayıcı beden eğitimlerine önem vermişlerdir. Binicilik, okçuluk, av, güreş, kılıç kullanma, ağırlık kaldırma ve atma gibi spor hareketleri önem verilen beden hareketleri arasında yer almıştır. Çeşitli adlar altında kurulan Türk devletlerinde bu eğitim sistemi, müşterek bir gelenek halinde devam edegelmiştir. Bu arada Osmanlı İmparatorluğunda da, gelenek halinde bu sporlara büyük önem verilmiştir. Yeniçerilerin ve başka askerlerin yetiştirilmesinde, gelenek halinde olan spor hareketleri ön plânda yer almışlardır. Beden eğitiminin, savaş gücünü arttıran ve mücadeleyi kuvvetlendiren bir vasıta olmak yerine bir eğitim unsuru sayılması Tanzimat'ın ilânından sonra olmuştur. Bu hareket sonucunda, Galatasaray Lisesinde beden eğitimi dersi konmuş, bundan sonra da, Avrupa'da yer etmeğe başlayan çeşitli spor faaliyetleri bizde de gelişmeğe başlamıştır. Cumhuriyetin ilân edilmesi ile de, beden eğitimi, yeni bir anlayışla ele alınmış, öğretici elemanları yetiştirici müesseseler açılmış, beden eğitimi bu yeni anlayışla bütün okullarda uygulanmaya başlamış, millî spor birlikleri kurulmuş ve bu çeşit hareketler devletin de yardımım görmeğe başlamıştır.

BOZBURUN « Türkiye Coğrafyası

Yurdumuzda bu adla anılan beş burun vardır:

1 - Marmara Denizinde Gemlik ve İzmir körfezleri arasında uzanan Armutlu Yarımadasının batısındadır. Püskürük kayalardan meydana gelmiştir. Kıyıları denize dik bir şekilde iner. 1949 da buraya bir deniz feneri konmuştur. Buranın 20 km. açığında İmralı Adası vardır.

2 - Ege Denizinde Saros Körfezini güneyinde bir burundur.

3 - Marmara Denizinin güneyinde Karabiga yakınlarındadır.

4 - Ege Denizinde Edremit Körfezinin güneyinde, Armutova'nın kuzeybatısında bulunur.

5 - Köyceğiz Gölü ayağının denize döküldüğü yerin güneyinde bir burundur.

DAMPİNG « Sanayi ve Ticaret

Rekabeti ortadan kaldırmak ve bir pazarı elde etmek için düşük fiyatla mal satma. İç piyasada bulunan mallar üzerinde, belli fiyatlarda satılan mallar için, fiyat indirmesi şeklinde tatbik edilebildiği gibi, dış piyasaya satılan mallar için de tatbik edilebilir. Böylece, normal denen fiyatların altında satılmış olan mallar, çeşitli rekabetleri kaldırmak suretiyle, alıcı miktarında bir artma meydana getirmiş olur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy